Televizyon, hatta radyodan alıştığımız bir sistem, reklam gösterimi ile para kazanmak. Bu sayede tüketici kesim olan bizler, cebimizden bir kuruş para çıkmadan istediğimiz içeriğe ulaşıyoruz. Ancak reklam engelleme yazılımlarının kullanımının aşırı büyük ölçüde artması sebebiyle bu sistem çökmek üzere. Yeni yollar arayışına çoktan başlanılmış durumda. Zira bu işi çözenler köşeyi  dönecekler. Bu arayışların sonucu da muhtemelen doğrudan cebimize uzanmak olacak gibi duruyor.

Dilerseniz günümüzde yaygın olarak kullanılan sisteme bakalım. Reklam gösterimi dışında oturmuş olan tek sistem, Spotify, Deezer gibi firmalardan alıştığımız aylık üyelik sistemi. Hatta o kadar tuttu ki youtube bile “Youtube Red” ile bu sistemi kendisine adapta etmeye başladı.

Spotify üzerinden örnek verirsek, sistem şu şekilde işliyor. Aylık 10tl gibi bir ücret sabit olarak ödeniyor. Karşılığında size Spotify arşivlerinde bulunan milyon tane şarkıyı yasal olarak dinleme hakkı veriliyor. Müziklerin kalitesi de öyle kötü falanda değil, sektör standartı neyse o. Bugün bir müzik CD’si almaya kalksak, içinde en fazla 20 tane şarkı çıkacak ve 15tl gibi bir fiyat ödemek zorunda kalacağız. Tamam, CD müziği, elde bunu destekleyecek ekipman olduğunda spotify’dan kat kat daha kaliteli. Ama bu bahsettiğimiz ekipmanlar yüzlerce lira değerinde.

Bu sistem her yerde böyle işlemiyor. Bazıları fahiş fiyat koymanın daha akıllıca olduğunu zannetmiş. Örneğin ülkemize yeni giriş yapmış olan Netflix’i ele alalım. Bilmeyenler için özetlersek, Netflix, online ve yasal olarak, kaliteli dizi-film izleme hizmeti olarak tanımlanabilir. Şimdi bu akıllı arkadaşlar, üç tane paket sunuyorlar bize:

  • Temel Paket – 480p görüntü kalitesi – 1 kişilik bağlantı hakkı – 16tl
  • Standart Paket – 720p görüntü kalitesi – 2 kişilik bağlantı hakkı – 28tl
  • Özel Paket – 1080p görüntü kalitesi – 4 kişilik bağlantı hakkı – 40tl

Buradaki fiyatlar ve bildiklerimiz ışığında yanlışlarını sırasıyla sayalım isterseniz:

  1. Spotify gibi yapmayıp 8$ olan ücreti direk 16tl olarak yansıtmaları,
  2. Evlerdeki en kötü televizyon 1080p utanmadan 480p gibi çamur kalitesinde yayın satmaları,
  3. Üstüne para istedikleri hizmetin hemen hemen aynı kaliteye sahip korsan versiyonu dururken insanlara nispeten fahiş fiyat biçmeleri,
  4. AKK denen ve saçmalıktan ibaret olan bir uygulamadan şirket CEO’sunun bile bihaber olması,

-Bu maddeleri biraz daha açalım. Spotify Amerika fiyatı 10$. Adamlar bir güzellik yapıp dolar üzerinden değil, direk TL ile hizmeti satışa koydular. 10$ olan hizmeti 30 lirya değil, 10 liraya aldık. Netflix’te kendince bir güzellik yaptığını sanıyor ama daha iyisini görmüşken etkilediğini söyleyemem.

-Cebimizdeki telefona kadar her yerde bir 4k dalgası mevcut. Şimdi çarşıya çıksanız, iş görecek değilde, eli yüzü düzgün, güzel bir televizyon almaya kalksanız, size hemen pazarı işgal eden 4k televizyonlara yönlendirecekler. Bunların 16 liraya sattığı sözde hizmet olan 480p ise bu televizyonlarda çamur gibi görünecektir. Zira 4k içerik ile 480p içerik arasında kaba hesapla 17 kat piksel farkı, dolayısıyla devasa bir kalite farkı var. Her ne kadar televizyonlarda görüntü büyütme teknolojileri (Upscale) gelişmiş olsa da böylesi vahim bir durumda ellerinden bir şey gelmeyecektir.

-Ülkemizde korsan içerik tüketimi malesef hayli yaygın durumda. Ama birazda hak vermek lazım. Öyle ki, torrent sitelerinden indirdiğiniz bir film, bir dizi, netflix’ten alabileceğiniz kaliteden çok daha iyi olabiliyor. Üstelik netflix gibi anlık izleme değil de, indirip izlediğiniz için, internetiniz kötü olsa bile bir şekilde indirip istediğiniz vakit izleyebiliyorsunuz.

-Gelelim en can alıcı noktaya. Reed Hastings isimli Netflix Ceo‘su ülkede uygulanan AKK’nın nasıl uygulandığından bir haber. Bu hizmete para verebilecek kesim zaten aylık kotayı daha 15. günde bitiren ve sonra 3mbit hız ile sürünen insanlardan oluşuyor. Bunu bilip üstüne birde pişkin pişkin “hızınıza göre görüntü kalitesi otomatik ayarlanıyor, kasma – donma olmaz.” diyorlar. Nerede demiş bunu diye soranlar olabilir diye söylüyorum. Netflix Türkiye’de adıyla Vodafone iş birliğiyle bir etkinlik düzenlediler. Orada Vodafone 4.5g hızı şöyle iyi, böyle güzel diye alakasız reklamlar yapılırken bahsettiler bunlardan. Yahu güzel kardeşim, donmasına donmazda, çamur gibi olduktan sonra sana niye para veriyorum ki? Ha şunu da söyleyelim, normalde 3mbit internet hızı netflix’i 1080p olarak kullanmak için bile yeterli bir hız. Ancak interneti sadece ve sadece 1 kişi kullanıyorsanız bu geçerli. Yoksa telefon güncellemesiydi, arkadaşın facebook’a girmesiydi derken size bir şey kalmıyor. Birde internet sağlayıcı firmaların Youtube’un vanalarını kısıp, 100mbit hızla bile yüksek kalitede video izletmediği durumlar var. Aynısını netflix’e uygularlarsa vay halimize! Tüm bunlara ek olarak, lisans sorunları yüzünden insanların istediği asıl önemli dizi ve filmlere erişim olmayacak. Ama korsan izleyenlerin böyle bir derdi tabi ki yok. Gel de yasal yoldan, parasını verip izle!

Netflix’e bu kadar yüklendikten sonra, esas konuya geri dönsek iyi olur. Yani içimde nasıl biriktiyse yazının yarısını buna harcadım. Ama konuyla çok alakalı, zira reklam üzerinden para kazanma işi bittiğinde, korsan sitelerin hepsi ya kapanacak yada aynı şekilde paralı sisteme geçecekler. O yüzden Netflix çok önemli bir yere sahip.

Artık tarayıcılar bile kendi içinde reklam engelleme yazılımlarıyla geliyorlar. Bu, reklam göstererek hizmet sunma biçiminin resmen öldüğünü gösterir. Böyle giderse işin sonu her türlü bizim zararımıza olacak. Hele bu AKK belası da tepemizdeyken iyice mahvolacağız. Parasını verip dizi-film kiralayacaksın, parasını verip Youtube’a gireceksin ama yüksek kalitede izlemek istediğinde sistem elinde patlayacak.

Bu saatten sonra geri dönüş pek mümkün değil. Gerçi düzgün çalışan bir sistem de değildi. Mesela bizi ele alalım. Diyelim, bütün geçim kaynağımız bu site ve bilgisayar satan bir firmadan sponsorluk aldık. Aynı zamanda bu adamların ürününü de incelememiz gerekiyor ama ürün rezalet ötesi, dandik bir şey.  Ben çıkıpta sponsorumun sattığı bu dandik bilgisayarla ilgili kötü bir inceleme yayınlarsam, adamda haklı olarak ilişkisini kesip gider. Yani yalan söyleyip insanları kandırmazsam aç kalacağım, yada site ziyaretçilerini kandıracağım. Olacak iş mi bu?

İlgili Yazılar

Hüseyin Ekrem Yazıcı
Hüseyin Ekrem Yazıcı

Aşırı gereksiz betimlemelerden uzak, saf, temiz bilgi. Ben böyle yazıyorum. Bazen ayarı kaçırıp biraz fazla samimi olabiliyorum. Hep sizi düşündüğüm için. Valla :)

Diğer yazılarıma göz at

Yorum Yap